aramızda
kâkülünde
mor, çapkın bir gül saklı
kökü arka bahçelerinde anıların
yüzün, o sevimli coğrafya
oradaki gülüşte yazılı adım
ilk söz, bedenin çekildiği ilk savunu
tutkuların demlendiği kaçamak bakışlar
teslim-olmak-geri-durmak-ara-sıra-uğramak
bol mastarlı bir ilişki, kesintiye yazgılı
ağızdan sıyrılamayan kararsız kelimeler
koynumda taşıdığım edepsiz hayaller
imalar, sorular, yarım kalan konular
acemilik işte haksızlık etmeyeyim kendime
hem, çölün haritası kimde var…
***
sesinden ürken gürültüsüyle
dipten akan bir nehir,
aşındırdıkça toprağı
usulca siler
kadim sanılan sınırları
sesi yankılanır bir kuyuda
kuyu kör, kuyu suf-î bir müziğe gebe rüzgârda
kuyu nehirden nehir kuyudan uzak…
derken sapı kırık bir zembille
aramıza düşen eksik bir cümle;
yasak,
en iyisi belki de
cesaret edip
susmak. (adı
saklı biri)
I
am a whisper in water
Secret for you to hear
You are the one who grows distant
When I beckon you near
Leave
me now
Return tonight
The tide will show you the way
If you forget my name
You will go astray
Like killer whale
Trapped in a bay. Anonymous/Adsız
Biri 2
ŞARKI
SÖYLE
bugün
eve gitme Yusuf şarkı söyle
dersten çıkmışsın bak elin yüzün tebeşir
yağmur yok dışarıda hava çok güzel
gelirken bir çiçek çarptı alnıma rüzgârdan olacak
dersten çıkmışsın bak elin yüzün tebeşir
yusuf
beni dinlersen bize gidelim
karım var evde seni görünce belki sevinir
son günlerde bunalımlı bilirsin çocuk ev iş
çocuğa bir çukulata karıma nergis alırız
olmazsa bir şişe hititle ağzımızı kana bularız
sizinkilere
haber verme istersen bir telefon aç
nasıl olsa tahmin ederler bizimle olduğunu
şöyle bir düşündüm de dünyayı ülkemizi kendimi
kuşku ve korkuyla nasıl yaşarız böyle
bugün eve gitme yusuf şarkı söyle
Salih BOLAT
Men
ki pervaneyem
serinde perran
Yetişmez derdime
senden gayri şifa-resan.
İflah olmaz bu sifte-dil
olur da yaşamazsan.
Yusuf-i güm-geste hardadır?
Olmuşam ateş-zeban.
Tülay ÇAKMAK
İlk
haikum, bana haiku nasıl yazılır öğreten yusuf’a,
dansa çağırdı
bahar kelebekleri
kışı çıkmadan
Mustafa YATMAZ
Yusuf
Eradam İçin İki Şiir
zaman
da ne ki / a yusuf/
zaman ne zaman?
bir bir uca koştur / yusuf /
bir öbür uca
iki tür ağaç var derler
liste-severler:
yapraklarını döken ve dökmeyenler.
sen üstüne kalp çizilen
ağaçsın oysa. Listeleri delip geçen.
içine isyanını giy / üşümeyesin /
zaman döner gelir / yusuf /
zaman her zaman.
11.10.2006
iyi gün dostu olmak ister
paltonu yere seriverdiğin gibi
bırakıp gittiğin
bakalım insanlar
beni de
terkedilmiş bir
enstalasyon mu sanacak
modern’de
paltonu serdiğin yerde---ben---
iyi gün dostun.
02.12.2005 Ayşe
Lahur Kırtunç
Kurtuluş
Parkı
Gümüşi güvercinler
Yusufu andık.
28.12.2006 Tülay
Çakmak’tan bir haiku daha
|