Yusuf,
yiğit bir adam, bir başına, başına buyruk: Dilin büyüsünü duymuş,
vurgununu yemiş, şiirden döşenmiş yolda, yürür ödünsüz, rastladığı
sözcükleri öper, Amerikanca Türkçe, Yunusca.
Ahmet İNAM
1982
yazında Antalya’da tanıştıktan iki gün sonraydı sanırım, beni
masa tenisinde madara etti! 17 yaşında bir çiğ (!) tanesiydim,
hırsımdan kudurup raketi fırlatıverdim. Az kalsın kafasına gelecekti!
Gülmüştü, çok utanmıştım!
1983 kışında beni ‘Yeni Türkü’ ile tanıştırdı. ‘Olmasa Mektubun’u
her dinlediğimde Kurtuluş’taki sobalı evinin çalışma odası ve
Dual marka pikabı canlanır belleğimde. Yusuf olmasaydı, ne Yevtuşenko
diye bir şairin yaşadığını, ne de gövdesinin dizeleri kadar kocaman
olduğunu bilecektim.
19 yaşındaydım, beni zorla Fassbinder’in ‘Maria Braun’un Evliliği’
filmine götürdüğünde çok sıkılmıştım. O gün Çağdaş Sahne’nin fuayesinde
‘herkes tiyatrocu olabilir’ yazan bir afiş gösterdi. Bir hafta
sonra Çan Tiyatrosu’nun seçmelerine girdiğimde elimde Yusuf’un
el yazısıyla yazılmış ‘diyesim şu ki’ diye başlayan bir tirad
vardı. Stanislavski’den benim için toparlamıştı. Seçmeyi kazandım.
1985’te Ankara Devlet Konservatuar’ını kazandığımda ilk aradığım
Yusuf’tu!
1990’da Diyarbakır Devlet Tiyatro’sunda ilk başrolümü oynadığımda
Ankara’dan gelip beni izledi. İlk eleştirimi o yazdı.
Diyarbakır Devlet Tiyatrosu’nun sanat yönetmenliğine atandığımda
sahip olduğum ilk orijinal tabloyu Yusuf hediye etti.
Pek az insan ‘çok’tur. Yusuf ‘çok’tur ve iyi ki ‘var’dır.
İnsanın tarihi en çok dostlarıdır. Yusuf benim tarihimdir, iyi
ki de öyledir
Ahmet
Mümtaz Taylan
11.10.2006/İSTANBUL
"Yusuf
Eradam uzun zamandır tanıdığım, İstanbul'da çok kısa bir süre
de aynı kurumda çalışma şansı bulduğum, bir akademisyen, şair
ve yazar. Çok yönlülüğü hep ilgimi çekmiştir. Edebiyatın ta içinde
yaşıyor, onunla nefes alıyor. Öğrencileriyle paylaştığı, araştırdığı,
yazdığı konular zaten en sevdiği alanın konuları olunca sonuçta
ortaya mutlu ve verimli bir insan çıkıyor. Beğenerek okuduğum
denemelerinin yanında Amerikalı yazar Sylvia Plath'la ilgili araştırmasının
da kitap olarak daha geniş bir okur kitlesine ulaşması büyük şans.
Yusuf Eradam'la ilgili "dolaylı" bir anımı da yazarak
bitireyim. Üniversitede bir öğrencim mezun olunca Ankara'da yaşamak
ve edebiyat alanında yüksek lisans yapmak istediği için Ankara
Üniversitesi'nde bölüm başkanı olduğu sırada Prof. Dr.Yusuf Eradam'a
bir internet mesajı göndermiş, gönderirken kısa sürede çok içten
bir yanıt alacağını hiç düşünmüyormuş. Çok büyük saygıyla (benim
tanıdığımı bilmeden) "Ankara Üniversitesi'nde bir hoca var,
hem de bölüm başkanı, bana hemen öyle aydınlatıcı ve yönlendirici
bir mesaj yazdı ki kişiliğine hayran oldum, tanımak isterdim"
diyerek anlatmıştı duygularını.
İnsan
olarak, hoca olarak böyle biri Yusuf Eradam. Hep huzurlu, mutlu,
sevdiği işi yapan, yaşamdan tat alan biri olarak yazıyla, şiirle,
çeviriyle iç içe yaşamasını dilerim, öyle yaşasın ki bize de ulaşsın
ürettikleri. Yolu hep açık olsun.
Selam ve sevgiyle."
Alev BULUT
Kendisi
Cihangir'in vampiri, en çığlık çığlığa zamanlarda susma cesaretini
gösteren kişi, muhteşem bir müzik adamı, fotoğrafçı ve Küçük Prens'in
akıl hocasıdır. Ondan öğrendikleriniz, küçücük bir sohbetiniz
bile size çok şey katar. Eminim Sylvia Plath bir yerlerden ona
imrenerek bakıyordur...
Alican GERÇEK
sevgili
yusuf... tanımış olmaktan, hayatında yer almaktan, hayatımda
yer almasından mutluluk duyduğum dostum benim. birlikte geçirdiğimiz
vakitler, ettiğimiz sohbetler, takılmalar benim için felekten
çaldığımız anlar. hep yanımda olursun, yanında olurum. hayat seninle
daha eğlenceli.
Alper GERÇEK
Soğuksa.
Kış soğuğu değil iç soğuğu. Yazdan kalmaysanız, düşten düşmeyse.
Bir efsane varsa aklınızda, boğazlar aşarak sevgilisine varayım
derken her gördüğü ışığa yüzüp boğulan aşığa dair. Zordur…
Sonra, bir pencere aralanır, bir bıyığa bin hâre düşer, gölge
güneşi yutar, gece olur. Deniz durur, yıldız doğar… Bir meşale
daha sönmüştür, düşmüştür içe hüzün… Öylece kıvrılmış otururken,
göz kırparsınız tepeden, güleç kuzey yıldızı. Kıyınıza gelmek
yeter, yürümek için, sizin bir gizli bildiğiniz vardır…
Ayça ÖRER
…Zengin
özgeçmişinden göreceğiniz gibi, ülkemiz kültürüne önemli katkılarda
bulunmuştur. Prof. Eradam çeviri alanında ülkemizde eşine az rastlanan
teknik kusursuzlukta eserler vermiştir. Özellikle şiir çevirileri
gerçekten mükemmeldir ve gençlerin şiiri tanıyıp sevmesine önemli
katkılarda bulunmuştur. Kendisi de şair olan Eradam, duyarlı kişiliğini
ve yaratıcılığını emek verdiği her şiirde göstermiştir.
…Amerikan Kültürü ve Edebiyatı öğretim üyesi olarak yıllarca öğrencileri
için “efsane hoca” olmuş, özellikle ders verme tarzı konuşulmuştur.
Alanında pek çok makale ve bildiri üretmiş ve bu alanın tanınmasına
ve sevilmesine önemli katkıları olmuştur. Akademik yayınları güçlü
bir çözümleme yetisi yanı sıra her koşulda insan olma hallerine
de referans yapan ve zevkle okunan bilimsel eserlerdir. Prof.
Eradam bildiri sunduğu ortamlarda hem bilimsel malzemesi, hem
de izleyiciyle kurduğu çok sıcak ilişki nedeniyle aranan bir hatip,
unutulmayacak bir konferansçıdır.
…Bence en dikkat çeken özelliği çok yönlü bir bilim ve kültür
insanı olması, müzik, şiir, fotoğraf gibi yaratıcılık ve duyarlık
isteyen değişik alanları harmanlayabilen bir sanatçı olmasıdır.
Pek az kişide görülen yaratıcılıkla el attığı her konuda yüreğe
dokunabilen işler üreten Yusuf Eradam sanatçı kişiliğinin yanı
sıra sıcak dostluğu, nezaketi ve her koşulda insanı merkeze alan
tutumuyla bulunduğu her ortamı güzele dönüştürebilen olağanüstü
bir kişidir. Kendisinin Ankara Üniversitesi’nden ayrılması o kurum
için ciddi bir kayıp ve çalıştığı kurumlar için mutlu bir kazançtır.
…Dostu ve meslektaşı olmaktan onur duyuyorum…
Ayşe LAHUR KIRTUNÇ
Yusuf
Eradam, insanın içini ısıtan cömert dostluğunu özlediğim ve
İstanbul'dan emekli olup Ankara'ya dönebileceğine dair umudumu
yitirmediğim
çok sevgili kardeşim...
Belgin ELBİR
Sevgili
Yusuf Hocam,
Üniversitemizdeki
hocalık ve mütercim tercümanlık bölümü başkanlığından ayrıldığınızı
duyduğum zaman çok üzüldüm ve beni üzen şeylere kolay kolay inanmak
istemediğim gibi buna da hiç inanmak istemedim çünkü bütün samimiyetimle
söylüyorum ki ben sizi çok seviyor ve çok iyi bir hoca olduğunuzu
düşünüyorum. Bu son seneyi de beraber geçirebilmeyi çok isterdim
inanın ki... Seçmeli ders seçerken, sizden bu sene ders alamayacak
olmak beni ve benim gibi sizi çok seven arkadaşlarımı çok üzdü...
Sadece 1 seneyi beraber geçirdik ama o inanılmaz güzel ses tonunuzla,
öğrencilerinize olan ilgilinizle-beni canım sıkkın olduğu bir
gün dakikalarca dinlediğinizi hatırlıyorum; bu konuda nasıl teşekkür
etsem az-kendinizi çok sevdirdiniz ve sizden çok şey öğrenmiş
olduğumuza inanıyorum... Bundan sonra sanırım üniversitede hocalık
yapmayıp yazarlığa devam edeceksiniz… Size başarılar diliyorum...
Sevgilerle,
Bilge COŞKUN
Yazılarından,
öykülerinden, şiirlerinden, çevirilerinden ve akademik çalışmalarından
tanıdığım ve uzaktan çalışkanlığına, üretkenliğine, duyarlılığına
hayranlık beslediğim Yusuf Eradam ile şahsen tanışma fırsatına
geçen yıl sahip oldum. Henüz ne ben, ne de o birbirimizin hayatına
birer dost olarak girmemiş olsak bile, hayatın insana en büyük
armağanının dostluklar olduğuna inanan biri olarak, Yusuf Eradam’ın
kısa sürelik tanışıklığımıza rağmen çok iyi bir dost, çok sevecen
ve hassas bir insan, özetle “adam” gibi bir adam olduğuna inanıyorum.
Gerçek “dostları” arasında bir yere sahip olabilmeyi, hayatın
anlamsızlığını ve acılarını “dostluğunun sıcaklığında” paylaşabilmeyi
diliyorum. İyi varsın Yusuf Eradam, iyi ki seni şahsen tanıma
fırsatı buldum.
Betül PARLAK
Yusuf
Eradam kimdir deseler: Edebiyatçı, şiirin iyisinden anlayan, estetik
endişesi taşıyan, yazar ve akademisyen biri derim.
Yusuf Eradam nasıl biri deseler: Mizah duygusu bizimki gibi 'Ağır
Abistan' ülkesinde başına bela olacak kadar gelişmiş, hayatına
Sylvia Plath ve Nilgün Marmara’yı katmış, sinema ve şiir hastası,
hakikatli dost ve çiceksever bir 'yemek kitabı yaratıcısı yamyam
efendi', derim.
Buket UZUNER
"Sevgili
Yusuf hakkında benden iki satır yazı:
Hakkını iki satıra sığdırabilseydim keşke!..."
BB
(Bülent BİLGİLİ)
:-)
Manevi
babam...
Çağdaş ACAR
Evet
Yusuf Hocam, Yusuf Abim,
Her zaman bana inanıp bana hayata tutunmak için güç inanç ve destek
veren hayatımdaki yapı taşlarından biri! Önce üniversitede beni
eğitip sonra kararttığım hayatıma ışık tutan dev ateşböceği. Umarım
bir gün yazdığım kitabı bitiririm hocam. Hayata bakış açımı değiştiren
insanlardan biri olarak size derin bir saygı ve büyük bir sevgi
duyarak her şeyin en
iyisini diliyorum. Biliyorum ki bunu her şeyinizle hak ediyorsunuz.
Yürek dolusu sevgiler…
Canan ÇELİK
"Yusuf
Hocam,
Kıbrıs
Sokaktaki "Neşen Bilir Pansiyonun" önünden geçtim geçen
hafta. Camlardan biri açıktı. İçerde bir kalabalık vardı. İstanbul'a
gittiğini öğrenmiştim. Evini sattığını düşündüm. Garip bir hüzün
kapladı içimi. Halbuki kapıyı çalacak, seni habersizce şıpıdık
terliklerinle yakalayacaktım.
Yanıldın
hocam. Ankara fena halde arıyor seni. 26 sene birlikteymişsin,
nasıl aramaz? "Ankara'da nereye gitsen karşına çıkan adam",
DTCF'nin tam karşısında, elindeki teraziyle sanki "Türkiye'de
varmış gibi" adaleti simgeleyen genç kadın heykeli, Mülkiyeliler
Birliği, konferanslar verdiğin salonlar, sinemalar ... En çok
da DTCF ve biz (eski) öğrencilerin arıyor seni hocam.
Hani sahip olduğun şeyin değerini kaybedince anlarsın ya, tıpkı
zaman gibi, "Keşke o yıllara dönebilsem de, Yusuf Eradam'dan
o dersleri tekrar alsam, ağzından her çıkanı daha iyi anlamaya
çalışsam, daha çok farkında olsam dünyanın" diye düşünüyorum
ara ara. Bizlere çok şey kattın, gösterdiğin temel doğrularla
ve verdiğin bilgilerle hala katmaya devam ediyorsun.
Ne
kadar özlesek de, gitme kararı alışın ve çoğu insanın (ben dahil
belki de) sana anlam kattığına inandığı herşeyi, herkesi arkada
bırakıp "Begonvillerin yetiştiği kente" gitmendeki asalete
hayran kaldık hocam. "Yusuf Hocaya, böyle gitmek yakışırdı
zaten" dedik arkandan.
Yeni
zıvananda bir gün görüşmek dileğiyle.
Can'dan sevgilerle
Caner CAN
Hojaların
bi tanesi..En sevilenler derneği başkanı..10 parmak 10 marifet..Ankara
için büyük kayıp....Televizyonda izlediğim ilk tanıdık ünlü..Vazgeçilemeyecek..unutulmayacak...
Cemil SEREN
Hocam'cım,
Sol cenahımda yeriniz hiç dolmaz. Sizi anmadan ne bir kedi okşamak,
ne haiku okumak mümkün.
Defne TÜRKER DEMİR
hocaaaam,
düşündükçe yazdıklarım lise andaç yazılarından daha da
cheesy olmaya başladı sanki :(
under deconstruction
bazı kitaplar okuduğunuzda 'yaşasın edebiyat' diye
bağırasınız gelir ya yusuf hoca'yı şöyle bir
gördüğünüzde bile 'yaşasın güzellik' diye geçirirsiniz
içinizden. elinizde olmadan, yazmadığınız tezlerinize,
kitaplarınıza adama sayfaları ayarlarsınız: 'canım
babalarıma, halil ibrahim ve yusuf'a, hasretle.'
under deconstruction
bir tost (Fatma)
Devrim KILIÇER YARANGÜMELİ
Ben
senin hakkında ne söyliim ki.
Sen söylüyorsun zaten.
Ben ancak şunu söyleyebilirim ki
Sana aşığım,
Seni seviyorum.
Doğan TURAN
İlk
öykü kitabım Bahar Dalı'nı okuyanlar kitabı beğendiklerini söylüyorlar.
Hemen ardından, öykülerin sıralamasını kim yaptı diye soruyorlar.
Bu sıralamayla kendi içinde bambaşka bir öykü kurgulanmış. Öyle
söylüyorlar. Kitap gerçekten başarılıysa bunun sebebi tek başına
öyküler değil o zaman. Yusuf Eradam, sadece önsöz yazmış gibi
görünse de bir şey katmış kitaba. Yeni bir öykü kurgulamış tüm
öykülerden. Onun bir şey anlatırken
anlattıklarının altından bambaşka bir şey çıktığını Eradam’ın
Kirli Kırlent'indeki Asude'de keşfetmiştim.(Bu şeylerin ne olduğunu
yazmayayım, herkes kendi bulsun) Şimdi bir de bunu keşfettim,
yazılanların bütününü bir araya getirirken o bütünden bambaşka
bir şey üretmek. Web siteniz hayırlı olsun demek için güzel şeyler
yazmak gerekirse, Yusuf Eradam'ı kıskanmak gerek demeli. O da
ister bunu herhalde. Kıskanmak güzel şeylere gebe olabilir. Hasetlenip
kalmayın, daha iyisini yapmaya çalışın akıllı bıdıklarım dediğini
duyar gibiyim.
Sevgi ve selamlarımla,
Elif ÇINAR
Ne
güzel! Ne güzel ya!
Senin bir gökyüzün var,
Nereye gidersen götürdüğün…
ENGİN
Yusuf
ERADAM ; doğum ve ölüm arasındaki köprü. yazılmaz, paylaşılır,
yaşanılır, içilir ama asla yenmez, o bir yeradam. Bildiğim en
iyi öykü yazarı ve kahramanı. En güzel şiirleri o yaşar ve bize
yazar. Tanıdığım en güzel insan; O bir ADAM.
Ertuğrul KENİŞ
"Durmaksızın
üreten Yusuf'a hikâyelerinin birinde yer
alan kahramanından üretmeye devam çağrısı var."
Faruk UĞURLU
What
is Yusuf to me?
A delightful companion at the Alienation Conference in Atlanta
where we met and giggled our way through the very white museum,
a good friend and guide who returned me from Istanbul refreshed
and rejuvinated, an unhappy houseguest in Las Vegas (deserts and
neon upset many people including cosmopolitan Turks),of course,
a multitalented artist with the voice of an angel, and finally
a cherished friend.
Felicia Florine CAMPBELL
''Seni
Darüşşafaka' dan ''hamlık'' yıllarımızdan hep sanatla, insanla
ilgili
olarak hatırlıyordum. Uzun süren bir ayrılık döneminden sonra
tekrar
seni bulup ilişki tazelediğimizde aynı Yusuf'u aynı kaplarda çok
daha
''pişmiş'' buldum. Yaptıklarını gururla izliyorum ''yanacağın'
' günlerin
çok yakın olduğunu düşünüyorum. ''
Sevgiler,
Fuat MAHİROĞLU
karabatak
hallerimi hep (çoğunlukla) hoş görür. halden anlar. hayatı çevresindekiler
için kolaylaştırmaya çalışırken kendisi için zorlaştırmayı pek
bi sever. o hep vardır. olmalıdır.
Funda TATAR
Sevgili
Yusuf Hocam,
Sizi ne kadar çok andığımı sanırım söylemiştim; bu konuda yalnız
olmadığımı da biliyordum. Ancak, şu son birkaç yılda “Aaa siz
de Yusuf Hoca’nın öğrencisi misiniz?” sorusu ve yanıtıyla oluşan
bir durum (başka sözcük bulamadım) söz konusu. İstanbul’a gitmenizden
sonra bu diyaloğa buruk birer gülümsemenin eşlik ettiğini ve konuşmanın
“gidiş”iniz üzerinde yoğunlaştığını belirtmeye gerek var mı? Karşı
taraf eski öğrencilerinizden değilse “Yusuf Eradam’ı tanıyor musunuz?
/ ‘Yusuf Hoca’ deyip durduğun Yusuf Eradam mıydı? Ben filanca
yerde karşılaşmıştım / filanca kitabını okumuştum; çok etkilenmiştim”
diyenler de var; o ayrı... Gidişinizin yarattığı şaşkınlığın üzerine
zaman geçtikçe “gitmiş” olduğunuzla ilgili farkındalığımızın artmasından
mı, rastlantı tanrısının oyunlarından mı bilinmez biz, Yusuf Hoca’nın
öğrencileri, çok fazla karşılaşır olduk bir yerlerde...
İyi olduğunuzu umuyor, İstanbul’da güzel bir Eylül diliyorum.
Saygılarımla,
Gözen MÜFTÜOĞLU
ERADAM’dır
gün aşırı
Yarar kaşımı
Mahsuni der
“Bazı acılardan al ilacını”…
Gökhan AYYÜCE
70'lerin
başlarında üniversitede öğrenciyken, moda olmuş "İkimiz bir
fidanın..." diye başlayan bir şarkıya dair "latife"
ederken birbirimizi dostluğa uygun gördük Yusuf'la. Latife, öykülerde,
Burgaz Ada'nın Gönüllü Caddesi’nden yokuş aşağı inerken güle oynaya
yapılan söyleşilerde, Çengelköylü yaşlı bir amcanın piyanosunda
hep vardı.
Yusuf'cuğum;
yaşamı ancak "latife" ile anlam bulmuş biri olan benim
için, senin ne kadar önemli olduğunu başka nasıl anlatabilirim
ki...
Gülderen TUĞCU ÖZGENÇ
hoccamm...
iyisiniz
insallah, özledik yaw…
Velhasıl, dünyadan bir müddet kopuşun ardından
mecbur okula geri döndük ama sizi bulamadık hoccamm..
okulun pek bi anlamı kalmadı yanii, hödük hödük
gel git yapacaz mecbur ama biz serliyle düsündük
sizinle irtibatı koparmayalım dedik (kabul ederseniz).
yani
bos vakit sizin gibi birine sorulmaz ama ne
biliim en azından bayramlarda falan da olur, görüselim
hoccam..
Allah'a
emanet, öpüyoruzz..
:p :)))
Gülsaba TAKA
Yusuf
Hoca birilerine bir şeyler anlatır ama sadece bazıları üstüne
alınır, sonra bir dalgınlık bir suskunluk başlar…
Güney ONGUN
Hocam
ayrıldığınıza gerçekten çok üzüldüm hayatımda tanıdığım en kafa
hocasınız. Şayet sizi üzecek veya kıracak bir şey yaptıysam özür
dilerim…sizler gibi hocalar pek gelmiyor ya da gelse bile bizler
gereken değeri veremiyoruz toplum olarak... Sizi bilirim böyle
süslü lafları pek
sevmezsiniz, ama sizin gibi bir gerçeği de süsleyerek anlatmadan
geçemeyiz. Herşey için çok teşekkür ederim size...
GÜRCAN ya da JACK DANIELS
Çocuk
yüreği hiç büyümeyen kocaman kafalı canım abim.
Hulusi AKÇABOZAN
yusuf
eradam;
tanıyalı 28 yıl oldu...
yusuf eradam;
uzun yıllar evimizin bir üyesi...
yokluğu hep hissedilen iyi bir arkadaş,
vazgeçilmez bir dost...
yusuf eradam;
güvenilir,
vefalı,
çalışkan,
yetenekli,
çok yönlü...
yusuf eradam;
türkiye toplumunun ve dünya insanının dostu...
Hüsnü ÖNDÜL
Arkadaşım
Yusuf,
Benim yazacaklarım seninkilerinin yanına ne kadar yakışır bilemiyorum...
Bilginden, üretkenliğinden ve yeni yazarlara yardım edişinden
hepimizin öğreneceği şeyler var. Dilerim web siten yazdıklarının
değerinin daha yaygın bilinmesine aracı olur. "Biliyor musunuz
o benim liseden sekiz senelik arkadaşım" diye övündüğüm 'eradam'
Yusufcuk , kolay gelsin. Karda kışta yaptığımız 20 saatlik Ankara
yolculuklarını ne zaman yazacaksın?...
İbrahim ALTINSAY
"Muhabbetin,
hülyalı bakışların, bilge edanla ezmiyormuş gibi ezmen,
hiçbir fedakârlığa hapsolmadan kendi özgürlüğüne hapsetmen, gitmen,
gelmen,
oturup kalkman, greyfurt suyu içmen, mesaj gelince gözlüğünü aranman,
daralman, daralınca çabuk çabuk yekinivermen, pabuç dilli iç kaynanan
ve bildiğin bi dolu huyun, sevilebilirliğini oluşturuyor"
İlker ONGUN
Allaam
karalayamiyom 2 satir, begenemiyom; yazamadim diye arayamiyom,kisir
döngü yani. Ankdayim, annem düsmüs, kolu alÇida. Ben de delirdi
miydim ne, geÇti ama.Evimiz oldu bursada.Kedi komsu var. Yazicam
siteniz iÇin.özledim.öptüm.
İpek GÜNGEÇ
Those
who live among us, now, who perhaps deserve the deepest respect,
the most solemn tenderness, who deserve to be cherished right
now, are
the few who – despite the fact that they have exposed their hearts
to
the strongest, potentially the deadliest currents in life – manage
to
continue to give life and breath and inspiration to others on
a daily
basis. This is Yusuf Eradam. As someone among the few who actually
makes a difference, who actively strives to make the planet better
rather than worse, he is synonymous and concordant with life force,
which is the only thing that is sacred.
Lito Elio PORTO
Yusuf
Eradam'ın başını tapışladığı tiyatro grubu olmak büyük, kocaman,
dev gibi bir şans; sadece sevgisi ve desteği bile tadılmalı.
Mahşer-i Cümbüş (Tiyatro sporcuları)
Bence
Yusuf Eradam’ı tanıyanlar ikiye ayrılır: ona ilk görüşte hayran
olanlar ve onu henüz görmeden hayran olanlar. Kendisi bize başka
bir şans tanımıyor? Onunla yüz yüze tanışmadan önce yazıları ve
şiirleri eşliğinde birçok güzel yolculuğa çıkmıştım. Ne mutlu
ki yollarımız kesişti ve onu kişisel olarak tanıma fırsatını buldum.
Özellikle üretkenliğini, dünyaya bakışını ve insanlar ile, gerek
yazı gerekse söz aracılığıyla, iletişim kurma kabiliyetini örnek
aldığım değerli hocam, saygı ve güven duyduğum dostum… Bilmenizi
isterim ki; sürekli yeni bir keşfe davetiye çıkartan kışkırtıcı
sorularla süslediğiniz sohbetlerimizin kişisel tarihimde çok önemli
bir yeri var.
Meriç SOBUTAY
Değerli
Hocamız,
Sizler çok değerli ülkemizin yetiştirdiği insanlardansınız ama
sizin duyarlılığınızı bilgi birikiminizi anlayanlar arasında olmaya
layıksınız. Başarılar…
Mine YAZICI
“Yusuf
Eradam’ı müzik yaptığım sıralarda tanıdım. Bir şiirini müziklemek
için bir süre birlikte zaman geçirdik… Onun konuşmasındaki, sesindeki
müzik, ahenk ve hassasiyet şaşırtıcıdır.”
Murat DALTABAN
Yusuf
Eradam is a spectacularly eloquent, deeply generous poet and translator
whom I admire very much. His kindness and intelligence are clearly,
carefully embodied in his own memorable work. As part of the wider
writing community, his empathy and care for the writing of others
marks him as a true citizen of the literary world. We need his
empathy and encouragement more than ever in the twenty-first century. Naomi
SHIHAB NYE
“Adam
gibi adam, Yusuf Eradam”
Nazım SÖNMEZ
Hocam
büyüksünüz! Siz isteyin ben sizin yanınıza tedarikçi olarak işe
gireyim, her ihtiyacınızı gidereyim.
Nazım Ziya PERDAHÇI
Neredeyse
18 yıl oldu psikiyatri asistanıydım. Arkadaşlarımızla bir grup
oluşturduk. İngilizce dersi almak istiyorduk. Yusuf Eradam'ı o
zaman tanıdım. Yıl 1988 olabilir. Belki bir yıl şimdi hatırlamıyorum
belki iki yıl bizim ingilizce öğretmenliğimizi yaptı. Bir gün
Yusuf'un neler yaptığını merak ettim. Boş zamanlarında neler yapıyorsun
dedim. Bana kitap okumak, tiyatroya gitmek gibi klasik birkaç
şey saydıktan sonra ayrıca beste yaparım dedi. Ben de hemen atladım
-bağlama ve gitarla bir yakınlığım olduğu için- onun da enstrüman
çaldığını düşünüp ne çalıyorsun dedim o da ıslık dedi... Dalga
geçiyor zannettim. Geçmiyordu. Ben dalga geçtim. Güldüm... Sonra
bestelerini dinledim...Hepsi çok etkileyiciydi zaman zaman aklıma
gelir hala. Islıkla çalarım...
Oğuz E. BERKSUN
Nadide
insanları iyi tanımak gerek.
Normalliğin
ve sıradanlığın esasında yok oluş olduğunu anlayabilen, yetmedi
bir de anlatabilen, nadir insanlardandır Yusuf Hoca. Kanımca çok
mühim bir denemeci olmasının yanı sıra, hikâye, şiir, çeviri,
film eleştirisi, fotoğrafçılık ve müzikle de aynı ciddiyetle ilgilenmiş
ve formlar arasındaki bu gidiş-gelişlerle çok yönlü bir entelektüel
portresi çizmiştir ülkedeki çorak akademik ortamlarda. Yıllar
içinde kendisinden faydalananlar zaten faydalanmıştır, kendisinden
miras kalan lensler ve vizyonlar sayesinde popüler filmler ve
popüler kültürün ikonları bir bir ufalanmıştır gözümüzde.
Nadide
insanları hem de çok iyi tanımak gerek. Kendisi en hasından bir
entelektüeldir—hem de organiğinden. Kim olursan ol yine de gel,
diyerek yedi düveli kucaklama cesaretini göstermiştir (herkes
yapamaz, sıkıysa deneyin bir). Bu süreci de oturup bir güzel yazmıştır,
iyi de etmiştir. Başucu kitapları bırakmıştır biz potansiyel akademiklere.
Birbaşına
olmanın yalnız olmayı gerektirmediğini de kendinden öğrenmişizdir.
Bugün susmamız ima edildiğinde konuşabiliyorsak ve aynı zamanda
zır zır konuşmanın bir halta yarayamayacağını da kavrayabiliyorsak
kendisinin (ve yazdıklarının) çorbada bir tuzu vardır.
Renklerden
en temizini beğenen insandır, her okula lâzımdır, yaşadıkça ayan,
aydıkça da yazan, hem yaşayan hem yazan nadir şahıslardandır.
Üzerimde çok emeği vardır, Mevla tohumlarını bereketli kılsın...
Onur DUMAN
Üniversitede
dersine girip tanıdığım günden itibaren hayata karşı bakış açımı
değiştiren en tatlı insanlardan biri Yusuf Hocamdır... En az devamsızlık
yapılan ders Yusuf Hoca'mın dersidir... Hocam we love you all...Kind
regards Hocam…
Onur TENEL
Yazar, Kızar, Şair, Eleştirmen, Prof., Besteci, Bodur, Mütercim,
Kültür
yumağı, Hoca, Emekli, Posbıyık (genelde), Fotoğrafçı, Dansçı,
Heykeltıraş (heykel de yapmıştır kesin), Akademisyen, Lover, Düşünür,
Taşınır, Çizer, Gezer,
...
Kısacası "Yaşar" bi adam benim bildiğim...
Özgen ONGUN
Bazen
bir savaşçı, bazen bir şair, bazen yumuşak bir yastık, bazen ağlama
duvarı, bazen de bir kadın. Kimileri için bir peygamber, kimileri
için bir "biricik". Emerson’dan okuttuğu "Each
and all" un hem "each"i hem "all"udur
yusufcuk.
Özgür CÜCE
Sevgili dost. Bu kokuyu size, sizin kokunuzla şereflenmiş, varsınız
diye Ankara'nın en güzel caddesi olan caddeden kokluyorum. Kimse
bilmiyor, o caddede yüz metre aralıklarda şairler otururdu. Bazı
akşamlar şiirin kesik damarlarından akan kanı içerlerdi birlikte.
Şimdi arada bir kendi kendimle havadan sudan konuşmak için o caddeye
gidiyorum. Bazen ıslığımla diyorum ki; "Yusuuuuuuuuf! gel
sütünü iç".
Hasret Baki.
Özgür TEMİZ
Hocaların
hocası Yusuf Hocam,
Yaşamımdaki yeriniz,anlamınız ve kazandırdıklarınız sizin bile
belki farkında olmadığınız kadar önemli. Üniversitedeyken, 'yeter
artık, insan bu kadar da zorlanılmaz ki ' diye isyan ettiğim günler
çok oldu. Meşhur “Amerikan Tiyatrosu” dersini üçüncü ve son hakkında
verebilen birçok öğrenciden biri olarak, 'İyi ki sizi tanımışım,
iyi ki hocam olmuşsunuz, iyi ki bir yerlere çok da kolay gelinmediğini
daha üniversitedeyken bizlere aşılamışsınız' diyorum ve diyorum
ki 'bugün bir yerlere gelmişsem, bu tesadüfen değil ,yaşamımda
her zaman anlamlı ve çok değerli olacak Yusuf ERADAM hocam sayesinde
olmuştur. Şu anda aynı üniversitede çalışıyor olmaktan son derece
gurur duyuyorum. Fırsat buldukça derslerinizi ziyaret edip,öğrencilik
günlerime dönmekten de çok mutlu olacağım. Uzun yıllar sonra akademik
kariyerim için verdiğiniz referansı ve beni 17(on yedi) sene sonra
gördüğünüz anda 'Pervin MERDAN' diye hitap edişinizi,muhteşem
hafızanızı hiç unutmayacağım.
Sevgilerimle...
Pervin MERDAN
Bir
gün, ismi “Joseph” olan birine aşık oldum, halen dolanıyorum ortalıkta.
Mecnun
Selçuk HEYBET
78de
beytepede koridorda öylesine konuşup tanıştığım, sevdiğim,
ilk
kütüphanemi birlikte oluşturduğum,
ilk kitap raflarımı birlikte aldığım,
ilk maaş heyecanını paylaştığım,
hüsnünün ilk sorgusunu birlikte göğüslediğim,
ilk tezimi yazarken yanımda olan,
ilk yurt dışı yolculuğunda birlikte bavulunu hazırladığım,
ilk bestelerini herkesten önce dinlediğim,
kendi evimin ilk eşyalarını birlikte aldığım,
ilk yetişkinliğinin ilk sevdiği kızları bildiğim,
kızıma ve oğluma ilk şarkı yazan,
nikah şekerlerimi kendi başına yaşadığı ilk evinde -hala duruyor/kennedy
ile tunus köşesinde- birlikte hazırladığım,
yıllarca yeni yılın ilk saatlerini birlikte karşıladığım,
gençken çizdiği bir resmi sakladığım,
kar yağdığında şimdi ankara hiltonun olduğu arsada kocaman kızken
birlikte kaydığım,
asalet arkadaşım ile hadi yusufu da çağıralım dediğimiz,
halelerde burunlarımız daktilolarımızın üstünde birlikte sabahladığım,
hacettepe hazırlıkta birlikte ders verdiğim/kapısında kanarya
küçük bir kuştur üzerine basarsan vıck diye ses çıkarır/duvarında
öğrencilerden inciler-seçme saçmalar yazan odayı paylaştığım,
tek-dilde birlikte maraton dersler verdiğim,
düğünümde
eh sonundayı birlikte dediğim,
beni new york'a uğurlayan üç -gözü yaşlı- erkekten biri,
annesinin (necibe hanım teyzenin) yaptığı güzelim etli biber dolmalarını/turşuları
-tadı hala damağımda- kareli peçeteleri kucağımıza yayıp birlikte
yediğim,
necibe hanım ile birlikte dede efendideki evin divanında yanyana
oturup başarılarına sevindiğim,
leman ablasının fedakarlıklarını, gülhan ablasının güzelliğini,
niğdedeki ablasının uzaklığını dinlediğim,
babasıyla/nurettin ustayla dostluk kurma yollarını arayışını gördüğüm,
yeğeni tolganın üstüne titreyişine tanık olduğum,
kuzeni hulusiye olan düşkünlüğünü bildiğim,
uluhan hocanın her zaman sevdiği,
saime hanımın sen bu çocukla evlensene dediği,
abimin her zaman sorduğu,
hüsnünün hep başka bir yerlere koyduğu,
çocuklarımın uzaktaki dayısı,
benim de oğluma annesinin ona dediği gibi sana domates gibi bir
kız alacam dediğim,
bana
hediye ettiği kitapların üzerine yazdığı dostluk sözcüklerinin
kitaplardan daha değerli olduğu,
ankarada
kalmasına ikna ettiğim,
istanbula gitmesine engel olamadığım,
çok
sevdiği deren ile seren ikizleri kıskandığım,
arkadaşını kaybettiği zaman acısını hissettiğim/destek olamadığım,
yıllar içinde benzer yolların farklı sapaklarına saptığım,
uzaklaştığım,
çok yönlülüğüne yetişemediğim,
her zaman anlayamadığım,
yaşamaya
tutkun,
yeniliğe tutkun,
değişikliğe tutkun,
çok'a tutkun,
sevilmeye tutkun,
annesi
gibi cesur,
babası gibi usta,
şeytan kadar çekici,
iyi öğretmen,
çalışkan,
bir çok kitabın yazarı,
sıradışı adam,
topuğunda aşilin izini taşıyan arkadaşım. Selda
BERK ÖNDÜL
Kendisi
Dayım olur ama bildiğimiz Dayılık gibi değil, hem abilik hem dostluk,
hem de babacanlığı ile hayatıma değişiklik ve ivme katmıştır.
İnsanın önünde örnek alabileceği birinin olması güzel bir şeymis.
Herkese Yusuf Eradam`la oturup sohbet imkânı diliyorum. Herkese
Dayı olmasını dilemiyorum çünkü o zevki bencilce ben tatmak istiyorum
:)
Semih KOÇAK
Sizin hakkınızda yazabileceğim çok şey var dünya zamanıyla kısa
sayılsa bile görüşmelerimiz.
beraber kahve içtik,yemek yedik,sohbet ettik,sustuk,yüz yüze baktık.
asker dönüşü (sizi pek seven) eşimle sizde kalmıştık.
sohbetiniz, cömertliğiniz, vehminiz ve canlılığınız pek güzel.
Yaşamanızı seviyorum. Sizi seviyorum.
ben sürekli rahat olmalı deyip dururken dayanamayıp "ben
yazarım nasıl rahat olayım " deyişinizi hatırlıyorum.
benim için imtina etmeyip türkü söyleyişinizdeki ve bana türkü
söyletmek
isteyişinizdeki gönül güzelliğiniz. ilaç gibi gelmişti bana o
yoklukta. aşk vardı çevrenizde her ne zaman gördü isem sizi, aşk
evinize geliyor sizin.
gönül neyi seviyorsa güzel odur. demek geçiyor içimden,
sizinle tanışmaktan çok memnunum, paylaşacak zamanlarımız olması
temennim.
Sercenk
ÇELİKLER (İpek Güngeç’in eşi)
Yusuf Eradam, Yeradam, Adam Adam...
Sylvia'nın fırtınalı, karanlık sularında "yüzme cesareti"
gösterdiği için, o güzel Sylvia çevirileri için, "Benden
Önce Tufan" adlı o müthiş analitik ve vefalı kitap için edebiyat
dünyamızı, edebiyatseverleri gırtlağına kadar borçlandırmakla
kalmadı. Bir o kadarını Paul Auster’la yaptı. Güzel öyküleriyle,
eleştiri yazılarıyla, şiirleriyle yaptı...
Türkiye edebiyatının "küçük" adamlarından, büyük seslerinden
biridir. Varolsun...
Sevilay ÇELENK ÖZEN
“…yazmak
çooook isterim site için yazı; bi pazarım var, o gün heralde,
anca
diyecem benim hodjamın dersleri kimsenin dersine benzemez diye.”
Suzan KARAMAN
akademik
seceremin, sıfatı "tırtıllı" babası... istanbul yeradam'a
yaradı; yeradamsızlık ankara'ya yaramadı. menevişli gözlerinizden
öperim hocam.
Tuba GEYİKLER TERCİ
"
Canım Hocam Yusuf Hocam dört yıllık üniversite hayatım boyunca
toplamda öğrendiklerimin yüzde doksanbeşinin sebebidir. İlk dönemin
sonlarında henüz birbirimizi tanımıyorduk ama ben bir cesaret
odasına gidip, çevirmem gereken İngilizce metindeki bir kısaltmanın
Türkçesini sormuştum. Türkçe "kısaltma" sözcüğünü İngilizce
"abriveyşın" diye telafuz etmiştim de gözlüklerinin
üstünden bana bakıp bir kükremişti masasından: "ABRİVİİİİEEEYŞIN".
"Peki,"demiştim, "Tamam, Abbreviation olsun.."
O zaman çok bozulmuştum ama keşke diyorum şimdi, hocam ve ben
Ankara'da olsak da yine balkonlarda sabaha kadar şarkı söylesek,
beraber doğumgünleri kutlasak ve ben ona yaprak dolmaları pişirsem..
Hasret baki…”
Tuğgen ÇEŞMECİOĞLU
Şiirini,
öyküsünü, denemesini, eleştirisini "daha sonra okurum"
diyemeyeceğim şair ve yazar. İnsanı biliyor, kadını daha çok.
Derin uykudan uyandırıyor, öğretiyor, düşündürüyor. Asfur misali
"kendi kanatlarınla uç" diyor...
Tülay ÇAKMAK
Sevgili
Yusuf,
Seni 1965 Eylül'ünde tanıdığımda fizik görünümün dışında ilgimi
hiç çekmemiştin. Yıllar ilerledikçe o bedende bulunan güçlü ama
bir o kadar da duygusal kişiliği tanıdım. Rahmetli Ziya Taşkent'in
şarkılarını senden zevkle dinlediğim zamanlar ise bende en çok
iz bırakanlar.
Bu güçlü kişiliğin seni bu günlere getireceğini tahmin etmek hiç
de zor değildi. Böylesine üretici bir beyne sahip olman, benim
gibi sadık okuyucuların için bir nimet. Tanışmamızdan bu yana
41 yılın nasıl geçtiğini pek anlayamadım ama bu sürede paylaştığımız
arkadaşlığa dayanarak senden bu üreticiliğini sürdürmeni isteme
hakkım olduğuna inanıyor, İstanbul aşkı ile Ankara sevgisi arasında
gidip gelirken bize aktaracaklarını merak ve istekle bekliyorum.
Yusuf
Eradam'ın arkadaşı olmak benim için hep değerliydi, bundan sonra
da hep değerli kalacak.
A.Ümit KIVMAN
İyilik,
güzellik ve yaratıcılık geni, sewgili dostumuz yusuf’a gönlünce
gezintiler we iyi komşuluklar diliyoruz.
YALNIZCIK’lar (Reha, Safiye, Perincan YALNIZCIK)
ERADAM
…Yaşamı çoğullandırmanın ve duyumsamalarımızı yoğunlaştırmanın-
daha güzel günlere toplumsallaşma adına bireyselliğin yetkinleşmesini
varsıllayacak yolun kültür-sanattan geçtiğini bilincinizin altında
ve üstünde birliktelikle harmanlayamamışsanız da şimdilere değin,
hiç değilse bellekçiğinizin bir yerine iliştiriverin bunlardan
birisini - birilerini artık; biraz daha çoklaşabilme adına en
azından, hep o çıkacağına, siz çıkıverin Eradam'ın karşısına..
Ama bu sayfaya baktığınıza göre sözlerim Yaprak'tan dışarılara..
Öncelerden bulgulamışım Eradam'ı, yazdıkları, yaratılarıyla..
Özüne kıyan ünlü şair Sylvia Plath üzerine "benzersiz bir
araştırı" mı desem yalnızca, ki değil; bence içerdiği boyutları
aşan mı desem, ki taşan, o inanılmaz kitabı Ben'den Önce Tufan'ı
biliyordum bir kez.. Onca yıl emek verdiği Plath'i ve şiirlerini;
onu düşünülesi en üst katmanda irdelerken, konu Plath olmayabilirdi
belki de dedirten, onun varlığını-anlatısını, "özkıyıma-yaşama
ve ölüme değgin düşüngüleri sunmada bir araç gibi gören"
sanki, bana kalırsa..
Yüz yüze tanışıklığımız Özkıyım oyununun ilk gösteriminde gerçekleşti
Eradam'la.. Sonra bir yazısı çıktı Evrensel Gazetesi'nde.. Oyunu
övücü yanınca mutlanmıştık, ama o eleştiri yazısında asal vurucu
olan; "benim dile getirebileceğimden çok daha yetkin bir
biçemle oyunu yorumlamışlığı"nın şaşırtıcılığıydı…
Tamamı
için bkz: http://www.yaprakdergi.com/20060701/index.php?s=inc.oyku
Zafer DİPER
|